Okuma çağında 25 milyon çocuk ve gencimiz var. Devletin tek başına bu yükün altından kalkması mümkün değil. Zaten kalkamıyor da.
Hâlâ milyonlarca okuma yazma bilmeyenimiz var. Hâlâ zorunlu eğitim kapsamındaki milyonlarca çocuğumuz sokakta.
Avrupa’da kişi başına düşen eğitim süresi en az olan ülkelerden biriyiz. Bilimsel üretkenlikte de durum farklı değil. Yani eğitimle ilgili hangi parametreyi alırsanız alın hep en son sıralardayız.
Peki bu durumdan sadece devlet mi sorumlu? Başta siyaset ve veliler olmak üzere toplumun diğer kesimlerinin hiç mi kabahati yok?
Sigardan kozmetiğe, otomobilden yazlıklara, eğlenceden en pahalı cep telefonlarına kadar her türlü lüks tüketime kaynak ayıran anne babalar, iş eğitime gelince, neden para yok diyorlar?..
Boş kontenjanlar
Türkiye bir yandan 50-60 kişilik sınıfları konuşurken, on binlerce okulda ikili öğretim yapılırken, binlerce okulda, üç dört sınıf bir arada eğitim görürken, yüz binlerce öğretmen açığı varken, hovardalıkların da en büyüğünü yaşıyor.
Üniversitelerde tam 161 bin kontenjan açığı var. Ek yerleştirmeyle bir bölümü dolacak ama en az 100 bin kontenjan yine boş kalacak.
Özel ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki durum daha da vahim. Önceki yılın kapasite kullanımı yüzde 56, geçen yılınki ise yüzde 51. Bu yıl için öngörülen ise yüzde 50’nin de altında. Yani sürekli bir erime söz konusu...
2008-2009 öğretim yılında özel okullarda 375 bin kontenjan boş kaldı. Bu yıl henüz resmi rakamlar ortaya çıkmadı ama durum farklı değil. Hatta daha da kötü diyenler var.
Geçen öğretim yılında anaokullarındaki 82 bin kontenjandan sadece 26 bini kullanılmış. Hem de okul öncesi eğitimin bu kadar da yaygınlaştırılmak istendiği bir dönemde. İlköğretimdeki kapasite kullanımı ise 427 bin kontenjana karşın 240 bin. Ortaöğretimde de durum farklı değil; 224 bin kontenjandan 112 bini boş.
Ve bu yıl milyonlarca öğrencinin yarıştığı fen ve anadolu liselerinde 4 binin üzerinde kontenjan açığı var.
Bakan Çubukçu ek bir kayıt dönemi açarak 5 binden 4 bine indirdi. Önceki yıllarda o da yapılmıyordu. Son yıllarda hemen her yıl 5 bin kontenjan boş kaldı.
Önceki gün KKTC’deydim. Yüzlerinden düşen bin parçaydı. Çünkü kontenjanlarının yüzde 50’si bile dolmamış. Yatırımlar ikiye üçe katlanırken öğrenci sayısı giderek azalıyor ve ada ekonomisi derin yaralar alıyor.
Bu yazarın yazısının tamamı Milliyet.com.tr'de yayınlanmaktadır. Okumak için tıklayın